20 Aralık 2007 Perşembe

İyi Bir Stand Yapalım !

Fuara katılmanın, fuarda yer almanın “iyi bir şey” olduğunu anladık diyelim. Şimdi ne yapacağız ? Şimdi yapacağımız tek şey “iyi bir stand” üretmek olacak. İşte size etkileyici bir stand için on ufak ipucu: (Bu ay 10 lardan gidiyorum)
1. İyi bir aydınlatma. Standın ilgi çekmesinde ve farkına varılmasında iyi bir aydınlatma düzeninin büyük önemi vardır. Aydınlatmanın standın fark edilme derecesini yüzde 30 ila 50 oranında artırdığı araştırmalarla ortaya çıkarılmıştır.
2. Değişik bir yaklaşım. Stand için sıradan olmayan farklı değişik ve pek görülmemiş bir düzenleme şüphesiz çok ilgi çekecektir. Standınızın belli bir teması olmalıdır. Firmanın büyüklüğüne göre de farklılaşma gereği de artar. Ancak küçük bir firmada kendine göre az yada çok farklı görünmek için değişik yollar bulabilir.
3. Kolayca tanınmalı. Standa yerleştirilecek ürünler veya diğer malzemeler ziyaretçilerin hemen algılayacakları ve kolayca tanıyacakları bir özelliğe sahip olmalıdır. Teşhir edilen ürün ziyaretçilere bilmece çözdürmemelidir.
4. Ölçülü olmalı. Standdaki her şeyin ölçülü olması gerekir. (Eskiler ölçülü olmaya tenasüb derlerdi. Yani nispetleri oranları yerli yerinde demek. Mütenasip bir vücuda sahip denildiği zaman eni boyuna, kilosu okkasına denk insanlar anlaşılırdı.) Kullanılan standın büyüklüğüne uygun bir düzenleme yapılmalı, teşhir edilecek malların büyüklüğü de standın ölçüleriyle ahenkli olmalı, gözü rahatsız etmemelidir.
5. Pratik olmalı. Standda kullanılacak malzemede teşhir edilecek malzeme kadar önemlidir. Etrafıyla kolayca uyum sağlayacak modüler sistemler çok yararlıdır. Bezle örtülmüş masalar ucuz görünür. Bu işe mahsus kaliteli malzemeler ziyaretçiler üzerinde müthiş etkili olur.
6. Temiz ve düzenli olmalı. Standın sadeliği kadar, temiz ve tertipli olmasıda etkileyici olur. O yüzden, sergilenecek malların sayıca fazla olmaması da yararlı olur.
7. Söz az, anlam çok olmalı. Göze hitap den grafik çalışmalar da, kelime ve şekilleri nispeten sınırlı tutarak etkilerini arttırmak mümkündür. Az kelime ile çok şey anlatılabilir. Onun için “bir resim bin mana” diye boşuna söylememişler. Çok yoğun veya çok küçük grafiklerin dikkat çekme gücünün zayıflığı kadar, ilgiyi sürdürmesi ve izleyici üzerinde etkili olması ihtimali de azdır.
8. Grafik çalışmalar adam boyundan yukarıda olmalı. Daha aşağıda kalırsa, çok sayıda ziyaretçi geldiğinde önü kapanacağından diğerleri ne olup bittiğini anlayamaz. (Bizim mezuniyet töreninde olduğu gibi, basın bir hücum etti, uzakta kalanlar olup biteni göremediler. “Oturun, kenara çekilin ricaları hiçbir işe yaramadı.)
9. Renklere dikkat. Kuvvetli, dikkat çekici uzaktan fark edilecek renkler kullanılmalı. Zemin rengiyle karışıp kaybolacak, iddiasız renklerden uzak durmalı. Daha önceden de bir sözümüz vardı, renkler ve pazarlama üzerine yazacaktık. O sözümüzü unutmadık. Şimdi birkaç kelime ile yine renklerden bahsedelim. Beyaz, saflık temizlik ve dürüstlük; açık gri, samimiyet; sarı dikkat çeker, fakat bazılarını öfkelendirebilir, portakal rengi, ucuzluk ve basitlik; kırmızı, aşk heyecan hız ama aynı zamanda korku ve tehlike; açık mavi, sadakat güvenlik sağlamlık; yeşil, çevrecilik finansal konular; kömür grisi, itimat edilir, serbest fakat modası geçmiş; siyah, güç ve ölüm gibi kavramlarla ilişkilidir. İşte standınızda hakim olacak rengi seçerken bunları göz ardı etmemelisiniz.
Renk, gözlere hitap eder. Sesler ve müzik kulaklara ulaşır. Birde burunları düşünmeli. Uygun kokular seçmek suretiyle insanların “hava”larını etkilemek mümkün. (Bugün havanızda mısınız, değil misiniz? Kokular yoluyla satışlar üzerinde alttan alta (“Saman Altından Yürüyen Sular” başlıklı yazıma bakınız) etkili olmaya çalışmak aslında yeni bir şey sayılmaz. Perakende mağazalardan komisyonculara, oradan fuarlara varıncaya kadar bir etkileme aracı olarak hemen herkes kullanmaya gayret ediyor. Kapı girişine yerleştirilecek kokulu bir potborinin mağazadaki satışları artırdığı tecrübeyle sabit. İnanmazsanız, iyi satan bir markanın mağazasına şöyle bir “burnunuzu sokun”. Bilinçli olarak seçilmiş ve yerleştirilmiş ne gibi kokular duyacaksınız. Emlak komisyoncuları vanilya kokusunu kullanmayı tercih ediyorlarmış. Zira vanilya kokusu insanların “kendilerini evde hissetmelerine” yardımcı oluyormuş. Eve gelince duyulan o rahatlama ve gevşeme hissinin pekişmesinde vanilyadan yararlanılıyormuş. Fuarlarda ziyaretçilerin yani muhtemel müşterilerin standda daha fazla kalmalarını temin için nane, narenciye veya çiçek kokularının da etkili olduğu bildiriliyor.
“A Natural History of the Senses” kitabının yazarı Diane Ackerman , “Kokular, bizim eşyaları ve insanları değerlendirmemizde önemli roller oynar.” diyor. Fuardaki standımız da hoş kokularla yapıyor olamaz mı ? İşte kokular ve çağrıştırdıklarından bazıları; Nane, baharat, narenciye, uyanıklık, enerji; orman çiçekler ve narenciye, tazelik, dirilik hissi ve mutluluk ; vanilya ve çikolatalar, rahatlama ve kendini evde hissetme hissi; çiçek kokuları yüksek düzeyde verimlilik ve performans; mısır cipsi kokusu ise açlık hissini bastırırmış. (Kaynak sormaya devam ediyor musunuz ? “Color and Smell: Don’t Overlook Them In Booth Desing,” Business Marketing, s.4-5)
10. Self – servis değil, Full-servis verilmeli. Fuardaki ve standdaki her şey ziyaretçileri standa çekmek için kullanılır. Müşteriler standa geldikten sonra, kendi kendilerine hizmet etmeleri beklenemez. Stand ziyaretçiye “tam hizmet” sunabilmelidir. Broşürler, “Buyurun buradan alın” dercesine oraya buraya saçılmamalı, aksine, çok değerli bir malzeme gibi, çok kıymetli bir şahsa veriliyormuşçasına, her ziyaretçiye ayrı ayrı ve “hususi olarak sunulmalıdır”. Standın her şeyi, standdaki her şey, standdaki herkes, standdaki her fırsat, ziyaretçi ile temas etmek, onunla ilişkiye geçmek için birer vesile ve vasıta olarak kullanılmalıdır. Ziyaretçi ile ilişki kurulmayan standın hiçbir meyvesi olamaz. Zira, fuara katılmaktan amaç ilişki kurmaktır.

Hiç yorum yok: